18 Eylül 2010 Cumartesi

Gidecek Yerimmi Var, Diyecek Sözümmü Var, Bunu Eller Anlamaz..

Bayadır küsmüştüm bloglara hiç giriş yapmıyordum zaten kaç kişi okuyor ki ? Bi baktım neler yazmışım ne yorumlar gelmiş diye okudum baktım güldüm..
Kötüyüm şu anda birazcık değer konusu var aklımda değiyor mu değmiyor mu yaptıklarım ?
Yada bi kaç yıl sonra vay be diyecekmiyim bu yazdıklarımı okuyunca..
Kendimle başbaşa kalmayı özledim, tek kalmayı kendimle dolu olmayı özledim.. Saatlerce hiç sesimin çıkmamasını özledim yaa biliyorum hiç bitmeyecek bu özlemim bi daha hayatımın 2 yılı gibi olmayacak hayatım.. Bocalıyorum şimdi kocaman istanbulda bana küçücük biyer yetiyormuş meğer.. İstanbulun sadece bana büyük gelmediğine eminim.. Ama şimdilik gidecek başka bir yerim yok.

24 Mart 2010 Çarşamba

Özlenen "KIŞ"

Çok güzel olmaya başladı havalar.. Baharın habercisi papatyalar açmaya başladı.. E aylardan martta olunca haliyle sevgililer boy boy çıkmaya başladılar aralardan derelerden çıkmaz sokaklardan.. Bahar geldi diyemi cıvıl cıvıl oldu böyle sevgililer ? onun da etkisi vardır ama bence kış herzaman 1 numara benim gönlümde kışın olan sıcaklığın yerini başka hiçbir mevsim yerini alamaz benim gönlümde.. Üşüdüğünde ellerini ısıtacak sevgilin yanındaysa eğer daha ne istersin ki bu hayattan.. Aynı fincandan sıcak çay yudumlamak gibi daha başka ne ısıtabilir ki içinizi.. Üşüyorsanız ve sizi sarılan birileri varaa bundan daha gerçek bir sarılma varmıdır ki.. Yalancı olmayan çıkarsız samimi sarılmalar.. Peki yağmurda yağmurda yürümek gibisi varmı :) Aynı şemsiyenin altında gelecekteki aynı çatı altında ya gönderme yaparken ayakkabılarınızın içinden giren suyun bile farkına varmazsınız :) Kışımı özledim ben şimdiden yağmurları, somurtkan bulurlu havaları.. Ellerimi ısıtmanı özledim ben.. Gözlüklerimin yağmurdan ıslanmasını sonra onu senin gömleğinde silmeyi özledim..

Ellerinizin hiç üşümemesi dileğiyle..

5 Mart 2010 Cuma

Düşünüyorum !

Düşünüyorum ! ne kadar sevmiş olabilirim.. Sonu yok sevgimin ele avuca sığmaz bir ölçü birimiyle sınırlamak yakışmaz bana.. Sen ben ve yolumuz.. O yolda adım adım ilerlemek aklımda iki bölüme ayrılmış durumda. Bi yandan o yolu çabucak bitirmek istiyorum sana kavuşmak için bi yandan her adımı doya doya sindire sindire yaşamak istiyorum.. Aklımda bir boşlukta var o boşluk senin sessizliğin. Sesini duymamaya katlanamıyorum, alışamıyorum.. Çıkış için merdiveni olmayan bir kuyuda gibiyim oranın sessizliğinde kimse duymuyor sesimi çünkü duyacak olan sensin sevdiğim, seni bekliyorum, gelip beni kurtarmanı.. O dipsiz kuyudan beni kurtarmanı. Uzatsana kollarını bana, en güvenli olduğum yeri istiyorum kollarında olmayı istiyorum.. Üşüyorum bi kaç gecedir. Neden diye düşünmeye gerek var mı ? Kızgınlığın üşütüyor beni, sessizliğin den korkuyorum geceleri.. Kim bilir kaç kez kaçırdım sana kavuşmamı sağlayacak olan otobüsü.. Gelememek ne kadar acı. Sana bu kadar yakınken niye bu kadar uzaklığına tahammül etmek zorundayım niye sevdiğim ?

23 Şubat 2010 Salı

C dersinde gözümden kaçmayanlar.

eğer c dersinde hocayı dinlemekten sıkıldıysanız yapabileceğiniz şeyler kısıtlıdır..geçen ders yanınızda olan arkadaşınıza mesaj atıp o bilardo oynarken oyununu bozup onu deli edebilirsiniz..yada sınıftaki diğer arkadaşlarınıza hocayı duyamadığınızı idda edip sus diye mesaj atarsınızzz...yada yanınızda oturan hem sınıf hem sıra hem ev hem oda arkadaşınızla uğraşıp onuda deli edebilirsiniz..peki hoca ne yapmakta ben bunları yaparken ? sürekli örnekler çözüyor ben ilk başlarda dersi anlayayım vizelerde finallerde çalışmaya uğraşmayayım diye düşünürken canım sıkıldı işte bide sürekli sakız çiğniyor belkide o yüzden dinlemek istemiyorummgeçen yazımdaki Y takma adlı arkadaşım şu anda hoca ya dersle ilgileniyor görüntüsü vermek için sürekli sorular sorma çabasında X ve Z bizi sattılar aşada bilardo oynuyolar.. Yan tarafımda oturan ordunun derelerinden kopup gelip buralarda terör estiren arkadaş ve hala nasıl onunla birlikte olduğunu anlamadığım kız arkadaşı var.. İlginç bişey işte aşk.. Peki aşık olduğu halde aşağıda bilardo oynayan arkadaşa ne demeli ? Bakın Y arkadaşıma hiç bırakıyormu yaşam pınarını..

Şu anda hala buraya bakmakta ordulu arkadaş ve hatta üstüne üstük elinde bir tespih var ve onu sallamaya devam ediyor.. ne düşünüyor merak ediyorum.. deminden göz göze geldik mal gibi baktı gene bana..

Tabi ben bunları buraya yazıyorum derste olamyanlar buralarda neler olduğunu öğrenebilecekler.. Adaletin bumu dünya ? ben bunları niye buralara yazıyorumkii..

Bazı eleştirmen arkadaşlar benden ağır konulu yazılar beklemekte ama ben boykotumu bu konuda devam ettirmeye kadar verdiğim için birazcık böyle ilerleyecem hee bide orda burda bloguma girip ana sayfa yapamya devam ederse.. Artık bu yazıları da okuyamayacak (bu bir tehdittir).

Derste olmayan arkadaşlar için dersin konusu while loop do gibi bişeyler yanımdaki arkadaşım bi yandan yazdıklarımı okumakta ve onda bir düzeltme çabaları görüyorum hatta gülüyor şuanda.. (ordunun dereleri hala bize bakmakta :Ç )

Şimdilik bitiriyorum bu yazımı Z ve sevgilisine burdan sevgiler..

22 Şubat 2010 Pazartesi

Ne yazacağımı bilememenin yazısı..

Evet.. Diyeceksin ki şimdi ne oldu kısa sürdü boykotun.. Evet olabilir kısa boykot işte bu benim yapabiliceğimin en fazlası belkide :p nasıl küstüm dediklerime hemen ertesi gün gülebiliyorsam boykotumda bu kadar yaniii

Bu gün bi çok kez bunu bloguma yazaca bunu bloguma yazacam diye söylendim ama şu anda hiç birisi aklıma gelmiyor.. Düşünüyorum düşünüyorum ama gelmiyor işte zorlamanın alemi olmadığını düşünüyorum yani sonuçta acemi bir blogcuyum demi demi..


Madem mutlu edemiyorsun hayatımdan çekil (git) diyen arkadaşım sana X diyorum ve
Yürüdün öylece göz yaşlarım eşlik etti yoluna... Tutuldum, bağırdım çalmadı sesim kulağına.. diyen arkadaşım sanada Y diyelim geriye kalan Z harfinide ''her ayrılık sonunda aşk... ve her aşkın önsözünde ayrılık yazar" msn nickli arkadaşıma hediye edelim yada kısaca ruletçilermi demeliyim size emin değilim neyse şimdi kirli çamaşırlarınızı dökmeyelim buraya zaten fazla bi kişinin okuduğunuda sanmıyorum ama neyse...
Neysee neyseee napıyorsunuz acaba şimdi birkaç apartman ötemde kesin Z cam kenarında ki süngerin üzerinde sırtını koltuğa dayamış oturuyordur.. Peki sen X sen ne yapıyorsun sende kucağında yastık ve laptopla herzaman oturduğun koltuktamısın ? .. Y arkadaşım senden tam emin değilim sürekli değişken bir yapın var karar veremiyorum ortalarda bir yerlerde oturuyorsundur.. Işığınızı görebiliyorum burdan.. Ve son olarak rahmetli bihterin anısına 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum sizi malum o sizin evdeki her halinizi gördü ve belkide kalbi yetmemiştir garibimin gördükleri karşısında gerçi son günlerini alt kattaki sürekli pc si bozulan manyak kadının evinde geçirdi ama umarım orda görmek istemeyeceği şeylere şahit olmamıştır..

Ve son olarak bu yazıyı ilk olarak okuyacak olan X arkadaşım lütfen bunu evde veya başka bir yerde sesli okuma yazıyı akışına bırak.. Okumak isteyen açar okurr :p Bunu baştamı söylemeliydim acaba ? :S

Herkese iyi geceler yarın aynı saatte okulda görüşmek üzere..

21 Şubat 2010 Pazar

Can sıkıntısı sonucu

İnsan sıkılınca neler yapabilir ?
- Pencere yi açıp gelen geçeni izlemek
-Azimle dizi izleyerek kalan bölümleri bitirmeye çalışmak
-Ev arkadaşlarına sataşmak
-Uzaklardaki sevgiliyi düşünüp daha kötü olmak
-Sessizliği sevmeye alışmak
-Msn de saygıdeğer arkadaşlara "eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee" diyerek sinir etmek (nerden bilsin benim bunları yazdığımı)
-Facebook da albümleri karıştırarak facebookdan da sıkılmaya başlamak
-Kendini çiftçiliğe verip bütün arkadalarının tarlalarını gübrelemek tavuklarına yem vermek
-Twitter alemine karışıp kaybolsammı diye düşünmek
-Yan odadan gelen müziğe sinir olmak
-Cıyak cıyak şarkı söylemek
-Çalmayan telefonların çalmasını beklemek
-Beklemek, beklemek ve beklemek
İşte en iyi yaptığım şey neyi bekliyorsam artık :s


Yazılarımı beğenen arkadaşlar işte en kötüsü can sıkıntısı..

Bakalım bu da güzelmiymiş..

Okumak asıl böyle güzel..

Sayfa sayfa okumak gerek bi insanı bi anda herşeyini öğrenmeye çalışırsan ne anlamı kalır gelecek olan güzel günlerin.. Her gün yeni bir huyunu keşfetmek varken ne diye bi anda hepsini öğrenmeye çalışmak ? Gizemini kaybedince nasıl zevk alır insan o oyundan sıradaki level da ne olduğunu bile bile oyunu bitirmeye çalışmanın amacı ne ? Peki ya bir kitabın dayanamayarak sonunu okumak ? Sen hiç sayfa sayfa okudunmu bi insanı.. Sadece adını,yaşını, işini bilerek soktunmu onu hayatının ortasına ? Korkmanın da onunla güzel olduğunu keşfettinmi ? Onun hakkında herşeyi hemen öğrenirsen yapmacık davranmak olmazmı bu.. Beraber öğrenmenin ayrı bi tadı varken neden bilipte bilmiyomuş gibi davranasınki ? Ne demişler acele işe şeytan karışır.. Sen sen ol hayatı hızlı yaşayayım derken finish çizgisinde tek başına kalmak ne demekmiş öğrenmeye çalışma.. İlerliyor şimdi saniyeler.. Geçip giden saniyeleri boşa harcayarak seni seviyorum demeyi geçe bırakma..

19 Şubat 2010 Cuma

Limanına Yanaş


Sabır..
Beklemek..
Birazda alttan almaktır belki de aşk. Seversin söyleyemezsin o ayrı dert, sevdiğini söylersin elin kolun bağlı kalır o ayrı dert.. Dış etkenler bu sınavı daha da zorlaştırır. O ne dedi, şu ne diyecek zaten zor olan sınava bir de bunlar eklenince içinden çıkılamayacak bir hal alır olaylar.. Bu zamanlarda insan sığınacak bir liman arar ama o limana yanaşmaktan tekrar alabora olmaktan korkar.. Bir çok insanında yaşadığı gibi yanlış seçimleri yüzünden bir daha yanlış yapmaktan, yanlışı yaşamaktan korkar.. Ama o limandayken insan hiç bir şey düşünmez aklındaki bütün olumsuz düşünceler beyninde ki o gizli kutuya hapseder tabi tekrar yalnız kalıncaya dek..
Sen onu yalnız bırakma liman, koru sen onu hain alaboralar dan yada tek gözlü her şeyi sadece bir açıdan bakabilen korsanlardan..